ZEYTİN VE BARIŞIN HİKMETİ
Binlerce yıldır insanlığa şifa ve hikmet sunan zeytin...
Kimi zaman yârin gözlerinde, kimi zaman beyaz bir güvercinin gagasında…
Tıpkı Filistin gibi Akdeniz’in kıymetlisi; tıpkı mazlumlar gibi zor şartlara direnen bir sembol. Ve tıpkı onlar gibi, ölümsüzlüğün simgesi.
Kim bilir, uzun ömrüne ne çok acı, ne çok keder sığdırdı zeytin?
Özenle büyüttüğü meyvelerini kimler kopardı?
Nasıl dayandı o acılara?
Yine de her şeye rağmen dimdik durdu.
Kırılan dallarını bile barışa, huzura armağan etti. Çünkü biliyordu:
Her zorluğun ardından mutlaka bir kolaylık gelir.
Sabırla, ömrü yettiğince bekledi.
Akdeniz’in narin rüzgârları yapraklarını okşarken, yeni meyveler verdi; yeni umutlar açtı.
Rivayete göre, dünyada ilk yetiştirilen ağaçtır zeytin ağacı.
Peki ya son acıyı yine o mu taşır, kim bilir?
Belki bir Filistinli çocuk bir gün bir zeytin ağacı diker de bilir…
Onu büyütürken kalbine damlayan şifayı hisseder, derdini paylaşır onunla.
Meyvesini paylaşır, gölgesine uzanır.
Yeşiliyle, siyahıyla, yağıyla ve dalıyla…
Rabbimizin insana bahşettiği en nadide hikmetlerden biridir zeytin.
Müslüman, Hristiyan, Ateist fark etmeksizin, her insanın kalbine dokunan bir sembol — tıpkı Filistin gibi…
Zeytin ve şifası sofralarımızdan,
Barış ve huzur ise dünyamızdan eksik olmasın.
#FreePalestine

BİR CEVAP YAZ