30 Eylül 2025, 19:48 tarihinde eklendi

HARİTADAN TAŞAN KUDÜS: BEYTÜLMAKDİS

HARİTADAN TAŞAN KUDÜS: BEYTÜLMAKDİS

İslam medeniyetinin coğrafi ve manevi hafızasında özel bir yer işgal eden Beytülmakdis kavramı, yalnızca bir mekân adı değil; çok katmanlı bir tarihsel ve ruhani kimliğin ifadesidir. Arapçada “Mukaddes Ev” anlamına gelen bu tabir, ilk İslam kaynaklarında, o dönem “İliya” adıyla bilinen coğrafya için kullanılmaktadır. İslamî literatürde bu ismin, Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa (ﷺ) tarafından kullanıldığına dair güçlü rivayetler bulunmaktadır. Bu yönüyle “Beytülmakdis” kavramı, nebevi bir isimlendirme olup İslam’ın bu bölgeye dair oluşturduğu hafızanın ilk halkasını teşkil eder.

Mevcut kaynaklar incelendiğinde, Arapların İslam öncesinde bu bölge için “Beytülmakdis” ifadesini kullandıklarına dair bir delile rastlanmamaktadır. Dolayısıyla, bu kutsal adlandırmanın kaynağı doğrudan Hz. Peygamber’e dayanmakta ve İslam’ın ilk dönemine ait özgün bir kavramsal çerçeve ortaya koymaktadır.

İslamî rivayetlere göre Beytülmakdis, sadece bir şehir değil, sınırları belirli ve kutsiyetle çevrili bir bölgedir. Abdullah b. Ömer’den (ra) nakledilen rivayete göre, Mekke gibi bu topraklar da yaratılışın başlangıcına dayanan sabit sınırlara sahiptir. Nitekim rivayette, “Harem bölgesi kendi alanı ölçüsünde, yeryüzünden gökyüzüne kadar kutsaldır. Aynı şekilde Beytülmakdis de kendi alanı ölçüsünde, yeryüzünden gökyüzüne kadar kutsaldır.” denilmektedir. Bu yaklaşım, Beytülmakdis’in yalnızca yatay bir coğrafya değil; semaya doğru da uzanan dikey bir kutsallık kuşağı olduğunu göstermektedir.

Beytülmakdis bölgesi, etrafı surlarla çevrili eski şehrin (Kadim Kudüs) etrafından 40 Arap Mili (85,04 km) uzanmaktadır. Batı sınırları Remle ve içinde bulunan köylerdir. Akdeniz’den de 12 Arap Mili (25,51 km) kadar bir alanı içine almaktadır. Bu sınırlar siyasi otoritelerin keyfî tasarruflarıyla değişebilecek idari birimler değil; bölgenin manevi karakterine içkin sabit hudutlardır. Merkezinde Beytülmakdis şehri, onun da merkezinde Mescid-i Aksa (el-Beytü’l-Mukaddes) yer alır. Bu yapının, bölgenin ruhani merkezi oluşu tarihî belgeler ve nebevi rivayetlerle sabittir.

Bununla birlikte, zaman içinde bu kutsal coğrafyanın ismi değişikliğe uğramıştır. “Kudüs” isminin tarihi sahneye çıkışı, Abbasi Halifesi Me’mun dönemine rastlamaktadır. Halife, Hicrî 216 (M. 831) yılında bölgeyi ziyaret etmiş, bir yıl sonra ise “Kudüs” ibaresiyle basılmış ilk paralar dolaşıma girmiştir. Bu gelişme, yalnızca teknik bir isimlendirme değişikliği olarak görülmemelidir. Aksine, bu tür kavramsal dönüşümler, zamanla anlam dünyamızda derin izler bırakmış, kelimelerle birlikte kimlikler ve hafızalar da dönüşmüştür.

Bugün “Kudüs” ismi genel kabul görse de bu kavramın tarihî kökeni ve nebevi referansı “Beytülmakdis” kadar derin değildir. İsimler, sadece nesneleri değil; o nesnelerle kurulan anlam ilişkisini de taşır. Bu bağlamda “Beytülmakdis”, hem bir tarihsel hafızayı hem de bir bilinç halini temsil eder. Bu kavramın yeniden kullanımı, bir isim tercihi olmanın ötesinde, İslamî kimliğin yeniden inşası anlamını taşır. Çünkü “Beytülmakdis”, şeriatın verdiği bir isimdir; dolayısıyla ilahî bir yön taşır. Şeriat tarafından verilen bir ismin terk edilmesi, yalnızca dilde bir değişim değil; aynı zamanda o kelimeye yüklenen mananın ve misyonun silikleşmesi demektir.

Bu nedenle, “Beytülmakdis” kavramına dönüş, sadece geçmişi hatırlamak değil; geleceği inşa etmektir. Zira bir kelimeye dönmek, bir köke dönmektir. Ve kökünü unutanın, yönünü bulması zordur.

Yazının hazırlanmasında Prof. Dr. Abdulfettah el-Awaisi’nin “Mescid-i Aksâ’nın Özgürlüğü İçin Stratejik Planlama” adlı eserinden yararlanılarak hazırlanmış; ilgili bilgiler, yazarın kendi üslubu ve yorumuyla harmanlanmış ve özgün cümlelerle de zenginleştirilmiştir. Umulur ki bu satırlar, okuyana istifadeli olur ve zihinsel bir farkındalığa vesile kılar.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *